Adalet Kurultayı’nın ardından düşüncelerimi siz değerli basın emekçileri paylaşmak isterim.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde Çanakkale’nin Eceabat ilçesi Kocadere Kamp Alanında dört gün süresince gerçekleştirdiğimiz Adalet Kurultayı’nı geride bırakmanın gururunu yaşıyoruz.

Daha önce Ankara’dan başlattığımız ve 25 günde milyonlara ulaşarak İstanbul’a ulaşan Adalet Yürüyüşünde olduğu gibi, adalete ihtiyaç duyan herkesi Adalet Kurultayı’na davet ettik. Hak-Hukuk-Adalet için ilk adımı Ankara’dan atıp, İstanbul’da sonlandırdığımızda ülkede pek çok insanın adalete nasıl susadığını gördük. Arkamızdan gelen milyonların sesi olmak, adalet arayan her yüreğe su serpmek için dedik ki,

“Kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin. Bu yürüyüş bizim ilk adımımızdır”

İşte, Çanakkale’de başlattığımız ve dört gün süren Adalet Kurultayı ile birlikte biz bu adımları atmaya devam ediyoruz.

Adalet Yürüyüşünde korku zincirlerini kıranlar şimdi de adalet arayışının konuşulması, tartışılması, sonuçlar çıkarılarak hedefler saptanması için gerçekleştirdiğimiz ‘Adalet Kurultayı’na akın etti.

Adalet Kurultayı’nın devam eden dört gününde pek çok farklı konuda adalet arayışını dillendiren 77 Çalıştay ve 8 ana oturum gerçekleştirildi. Mahkemede, Yaşamda, Seçimde, İnançta, Geçimde, Eğitimde, Devlette ve Medyada Adalet olarak gerçekleştirilen ana oturumlarda 679 değerli konuşmacı, Türkiye’de hukuksuzlukları ortaya koyarak olması gereken adalet sistemi hakkında kurultaya katılan binlerce insana bilgi verdi.

Taşerondan sağlık çalışanlarına, madencilikte adaletten tüketiciye adalete kadar adaletin olmadığı her alanda gerçekleştirilen 77 Çalıştay’da ise mağduriyet yaşayanlar, sendikacılar, akademisyenler, işçiler, emekçiler, polisler, askerler, öğrenciler, doktorlar alanlarındaki konularla ilgili bilgi ve birikimlerini sundular. Karşılıklı tartışma ortamı, çalıştaylarda filizlenen fikirlerin toplanmasına yardımcı oldu.

Tarihi Kocadere Kamp Alanında binlerce insanın katıldığı Adalet Kurultayı’ndan sonuç bildirgesi olarak 5 ana madde ortaya çıkmıştır.

1.“Adalet Mücadelesi Meşrudur”

2.“Adalet Hakkı” Temel Bir Haktır”

3.“Türkiye’de Adalet Hakkı Sistematik Olarak İhlal Edilmektedir”

4.“Adalet Kurultayı Bir Kolektif Demokratik Güç Yaratmıştır”

5.“Demokrasi, Adalet ve Huzur Hareketi Doğmaktadır”

Ve çıkan sonuçlar ve hali hazırda ülkemizde yaşadıklarımız bizlere göstermektedir ki; mahkemede, devlette, seçimde, geçimde, inançta, eğitimde, yaşamda ve medyada adalet yoktur.

 

 

 

Adalet Kurultayı’nın sonuç bildirgesinde de dendiği gibi;

“Mahkemeler bağımsız ve tarafsız değildir. Millet mahkemelerden umudu kesmiş, siyaset yargıya hâkim olmuştur. Devlette liyakat sistemi çökmüştür. Liyakat yerine sadakat, layık olan yerine sadık olan tercih edilmektedir. Seçimlere hile karışmıştır. Mühürsüz seçimle millet iradesine tecavüz edilerek, gayrimeşru bir anayasa oluşturulmuştur. Gelir bölüşümü adaletsizdir. Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu bir düzen hâkimdir. Ülkede totaliter tek adam rejimi kurulmuştur. Siyasal olarak tüm yetkileri tek elde toplayan rejim şimdi kültürel egemenliği de ele geçirme peşindedir. Eğitim müfredatı bilimsel değil ideolojik esaslara göre hazırlanmaktadır. Atatürk ve Cumhuriyet gibi ortak değerler unutturulmak istenmektedir. Siyasi iktidar her geçen gün kamplaşma ve kutuplaşmayı derinleştirmekte, ötekileştirme ve çatışma üzerinden iktidar üretme siyaseti gütmektedir. Medya ağır bir baskı altındadır. Fiili bir sansür söz konusudur. Gazeteciler tutuklanmakta, gazetecilik yargılanmaktadır”

Adil bir Türkiye’de ‘Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’ yaşamak istiyorsak her gün şahitlik ettiğimiz adaletsizliklere karşı bir duvar gibi durmalı ve adalet arayışımızı her alanda sürdürmeliyiz. Çünkü, “Bu hasret bizim!”