CHP Kadın Çocuk Hak ve İhlalleri İnceleme ve İzleme Komisyonu Başkanı Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Komisyon Üyeleri Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen, Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel ve Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel’in Karaman’daki skandalla ilgili bir basın açıklaması yaptı.



CHP Kadın Çocuk Hak ve İhlalleri İnceleme ve İzleme Komisyonu üyelerinin konu ile ilgili tespit ve değerlendirmeleri şöyle:

“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Karaman’da çocuklara yönelik cinsel istismarla ve tecavüzlerle ilgili olarak “Bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz,” demiştir.Sanırım Sayın Bakan görevinin istismara uğrayan çocukları korumak ve böylesine korkunç olayların yaşanmasını önleyecek tedbirleri almak değil de kendilerinden saydıkları bir vakfı korumak olduğunu sanıyor. Elbette ki suçun şahsiliği ilkesi geçerli olsa da Sayın Bakan’ın ve bazı AKP’li milletvekillerinin böylesi canhıraş bir biçimde Ensar Vakfını aklama çabaları manidardır. Bu akıllara ziyan örtbas etme gayretlerine Hüseyin Üzmez davasında, kamu görevlileri tarafından defalarca tecavüz edilen N.Ç. olayında, Pozantı ve Sincan cezaevlerinde çocuklara yapılan tecavüzlerde, yurtlarda devletin korumasına emanet edilen çocukların istismarında da tanık olduk. Hem de bir kez, iki kez, beş kez değil yüzlerce kez, hemen her yerdeki yurtlarda, yaygın ve sık çocuk istismarlarını gördük. Yürekleri yakan bu örtbas tavrı ve gayreti, bizdense görmezden gelelim mantığı ve yaratılan cezasızlık kültürü böylesi canavarlıkları cesaretlendirici olmuştur. Hele ki AKP’li bir milletvekilinin sosyal medyada başlatılan Türkiye’de çocuk tecavüzünü durdurun başlıklı bir destek kampanyası için "Fetullahçılar, PKK’lılar ve CHP’liler Türkiye’yi dünyaya çocuk tecavüzcüsü olarak gösteriyorlar." ifadelerini kullanması AKP’nin nasıl bir mantığa sahip olduğunun ve akıl tutulmasına uğradığının açık göstergesidir. Bu hedef saptırma gayretleri ortada olan insanlık suçunu aklayamayacaktır.Oysa tüm vatandaşlarımızın beklentisi birbirlerini ezerek birilerini aklama yarışına girilmesi değil, 45 çocuğun tecavüze uğradığı bu vahşetin tüm boyutlarıyla araştırılması, ihmali olanlar, görmezden gelenler, denetlemeyenler ve önlem almayanlar dahil herkesin cezalandırılmasıdır. Caydırıcılık ancak böyle sağlanabilir.Ancak Türkiye’deki koruma sisteminden ve adalet mekanizmasından bunu beklemenin çok anlamlı olmadığı da ortadadır. Yakalanan zanlıların “nasılsa duruşmada takım elbise giyer, kravat takar yırtarım, nasılsa tecavüze uğrayanları suçlarım az ceza alırım” mantığı rahatsız edici bir biçimde adalet sistemimizin içini çürütmektedir. Bu çürüme bununla sınırlı kalmamaktadır. Adalet Bakanlığının elinde ne tacize uğrayan çocuklara ilişkin ne çocuk hükümlülere ilişkin veri yoktur. Bilgi edinme kapsamında sorduğumuz soruya “Talep edilen bilgiler özel bir çalışma gerektirdiğinden, talebinize olumlu cevap verilmemiştir” gibi gayrı ciddi yanıtlar verilebilmektedir.Çocukları korumaya ilişkin ve altında imzamız olan tüm uluslararası metinler çocuk istismarını önlemeyi imzacı devletlere bir yükümlülük olarak vermiştir. Bunu bir kenara bırakalım bu bir insanlık görevidir. Ne yazık ki, Devlet bırakın çocuk istismarını önlemeyi kendi korumasında olan, çocuk yetiştirme yurtlarında kalan çocukların tecavüze uğramasına, denetim bile yapmadığı, yasal olarak ilköğretim çağındaki çocukların barındırılması izni olmayan vakıf adı altında açılan yurtlarda böylesi acımasızlıklara seyirci kalmaktadır.İstenen bizlerin de seyirci kalması, görmezden gelmesidir.Ancak bizler bu insanlık suçuna ortak olmayacağız.Çocuklar söz konusu olduğunda, çocukların cinsel istismarı söz konusu olduğunda hiçbir suçun münferit olmadığını, devletin çocukları koruma görevinin yerine getirilmediğine tanıklık etmeyi sürdüreceğiz.Hiçbir suçun, hiçbir ihmalin örtbas edilmesine izin vermeyeceğiz.

Sorumlular, olayda ihmali bulununlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız.”